30 Ocak 2010 Cumartesi

Gece yarısı yönsüz bir not...

Hiç yorulmadığım
ve artık sadece uyuduğum günleri düşlüyorum...

Senelerdir yorgunluk hissediyorum ama,
Bu yorgunluk biraz da beni yazımdan ve okumadan alıkoyduğu için seviniyorum.

Kendi gibi olanı bulduktan sonra, geriye pek bir şey bırakmıyor hayat.
Yoksa hayattan hep o isteneni bekleyip, artık bulmuş birinin hoyratça cümleleri mi bunlar bilmiyorum. 

Eskisi gibi değil dünya, keşiş olmak istersen büyükşehirde doğmamış olma şansını yakalamış olman gerekiyor. 

Aksi takdirde senin tüm düşün, bir alakasızın iki dudağının arasında bir kelime;
'Kovuldun' ...

17 Ocak 2010 Pazar

Red'di

Bir teşbihse Hakk, 
Doğru ya;  
Şems var önünde ağlayarak...  

Acizliğinden insanların hem, 
Sarınırlar Aşk'a ve Hakk'a  
Yalnızlıklarından it gibi kaçarak.  

Oysa herşeye reddiyedir insan ömrü
İlk heceden meçhule sığınarak.  
Kişisel bir şeydir yaşanan her Aşk 
Ele verir aurasında tükenmişliğini 
Korkularından öteye sığınarak...

15 Ocak 2010 Cuma

Ölmeyi unutmak...

Çaresizliğim derinlerde gizli.
Ölüme karşı direnç gösterdiğimi hissediyorum yine.

Ne varsa ölüme karşı bizi ayakta tutan,
İşte o sebeplerdir bizi yaşatan.

8 Ocak 2010 Cuma

Fulu

Ben varoldukça acıyacağım çaresizlik içinde...

Bu öyle bir çaresizlik ki,
Hiç bir ölümlünün deva olamayacağı derin melankoli nöbetlerim uğradıkça zamansız,
Tek nefeste kurduğum tümceler uzayacak boğazımda...

Ben ölene dek.