22 Haziran 2010 Salı

İnsanın kendisine yakınlaşması

İnsanın kendine en çok yaklaştığı zaman,
Ölmek duygusuna yaklaştığı zamandır.

Dolayısıyla Terörizm kendini haklı ve meşru kılar.

20 Haziran 2010 Pazar

Yalnızlık

Çağırınca hiç kimsenin gelmemesi
Gelemeyecek olması...

Çünkü çağıracak tek bir insanın dahi olmaması.
Olası Varolanın da asla gelememesi.

Gece ıslıkları

Gecenin bir yarısı … Yada sabaha karşı 04:12 / İstanbul

Yıllardır beklediğim bir şey vardı. Adı konulmamış…
İsmini cismini bilmediğim ama beklediğim. Aslında biraz da umutsuzca bir bekleyiş. Çünkü ne olduğunu bilmiyordum. Bir bütünlük ve başarı duygusu gibi bir şey.  Gerçi başarının sonunda her zaman ödüllendirilmiyor insan. İyi olmak başarıysa; bu bile sorgulanır zamanla.  Çünkü çıkarlar her zaman farklılaşır zaman içinde. Neyse… bekleyişimin ne olduğundan ziyade, neden bekleyişin kendiliğini sorgulamadım bugüne kadar. Yoksa o sorunun cevabı daha mı büyüktü.

Ben bu soru için bir ömür tüketeceğim ama, nefret ettiğim o insanlar bir çırpıda bu soruya bile cevap yazmaya kalkacaklar. 

Sinmek

Hayatın endişelerini yüzünde taşırken
Nasıl olurda hayatla tanışırsın.

Benim bildiğim;
Yerinde durana uğrayan bela; musibet
Hareket halinde olanın ki, kazadır.

Musibet insanın yakasına yapışırken,
Kaza kendini tekrarlamaz.

18 Haziran 2010 Cuma

Not

Bir yazarın başına bundan daha kötüsü gelemezdi.
Ama geliyor...