Gecenin bir vakti...
benden aykırı bir şekilde hareket eden, isyan eden göz kapaklarıma söyleyecek tek sözüm yok.
Çünkü onların seçimi değildi, bu dünyayı bu şekilde nesnel bir varoluştan izlemek.
Bir şerefsizin, bir orospunun, bir üçkağıtçının, bir kalleşin, bir kadir bilmezin gözleri de olabilirlerdi.
Ama olmadı...
Üzgünüm 'Gözlerim'
Kahverengi kadar sıradan olsan da,
Bu acıyı benimle birlikte çekeceksin.
Ama bil ki,
Beni de tamamlayan Sensin Gözlerim!
Çünkü Gözler Yalan söylemez.
19 Kasım 2012 Pazartesi
9 Kasım 2012 Cuma
Herhangi bir geceye not
Ölmek hissinin ayyuka çıkmasından başka bir şey değil bu yalnızlık, bu kuru bekleyiş.
Bu boktan gece ve ardı...
İşte göz göre göre ölüme yaklaşıyoruz gün be gün.
Hiç bir sesin ve tenin ve bedduanın işe yaramayacağı o mutlak güne
Uzak gibi duran 'an' meselesi !
Söz konusu kişinin kendi hazin sonu ise, hiçbir sosyal ideal, ülkü ve kişinin özelindeki hiçbir şehvet duygusu insanı bulunduğu çukurdan hareket ettiremez.
Vicdanıyla yönetilen kişinin zaman çizelgesinde hükmü sıfırdır.
Yaşamasına gerek yoktur, ama yaşayacaktır, soluklanacaktır ve hücrelerinin tamamını elegeçirecek olan Yüksek Bilinç son kertede kişiyi sessizliğe terkedecektir.
En güçlü yanım, zamanım
Şimdi sürüklenmekte, herşeyi tüketmiş,
Belki de ihtimalsizlikler Okyanusunda çaresizce...
Bu boktan gece ve ardı...
İşte göz göre göre ölüme yaklaşıyoruz gün be gün.
Hiç bir sesin ve tenin ve bedduanın işe yaramayacağı o mutlak güne
Uzak gibi duran 'an' meselesi !
Söz konusu kişinin kendi hazin sonu ise, hiçbir sosyal ideal, ülkü ve kişinin özelindeki hiçbir şehvet duygusu insanı bulunduğu çukurdan hareket ettiremez.
Vicdanıyla yönetilen kişinin zaman çizelgesinde hükmü sıfırdır.
Yaşamasına gerek yoktur, ama yaşayacaktır, soluklanacaktır ve hücrelerinin tamamını elegeçirecek olan Yüksek Bilinç son kertede kişiyi sessizliğe terkedecektir.
En güçlü yanım, zamanım
Şimdi sürüklenmekte, herşeyi tüketmiş,
Belki de ihtimalsizlikler Okyanusunda çaresizce...
26 Eylül 2012 Çarşamba
Kendime Özel Not
Yazılıp yazılıp silinecek kadar, kafi bir birikime sahip olmama rağmen, yazamadığımı biliyorum aslında. Bir zamanlar nehir gibi dökülürken en büyük romana hayatım, şimdilerde berbat bir hayatı yaşıyor ömrüm, tükenmiş ve kirletilmiş duyguları olan bir ülkede!
Feyz alacak ne uyduruk bir uydu var etrafımda ne de kendime yetecek gücüm.
Yetersizim her açıdan yaşamaya dair, ama bir bilinmezlik uğruna bekleyeceğim sonumu.
Belki hazin belki de büyük sürprizlere gebe sonumu.
Siz de bekleyin, belki bir bok olur, değişir ansızın herşey !
Yaşlandıkça şansa ve umuda daha fazla prim veriyorum ve bunun tek nedeni kısır bir döngüde çaresizce çırpınışım.
Çırpınmayı iyi beceriyorum.
4 Ağustos 2012 Cumartesi
Savaşmak ya da Sabretmek.
İnsan savaşmaktan çok, sabretmeyi öğrenmeli.
Bazen hayatla savaşmanın sonu gelmiyor.
Oysa Sabır öyle değil...
Taşı çatlatır, ama kişiyi korur.
Lakin savaşmak farklı bir bünyeye ait güçlü bir kişisel silah.
Sabır ise, doğuştan gelen bir erdem, olağanüstü bir yetenek.
2 Ağustos 2012 Perşembe
Her istek, ayrı bir eşik...
Dokunduğunuzun
İşittiğinizin
Gördüğünüzün
Varolduğunuzun !
Dayanım noktası;
Ustaca tasarlayarak geçtiğiniz eşiklerdir.
Tasarlanmamış hiçbir şey
Süregelenin dışında varolmamıştır.
Yeteri kadar,
Hissedememiş
Duyamamış
Görememiş
ve asla Varolmamıştır.
CC
İşittiğinizin
Gördüğünüzün
Varolduğunuzun !
Dayanım noktası;
Ustaca tasarlayarak geçtiğiniz eşiklerdir.
Tasarlanmamış hiçbir şey
Süregelenin dışında varolmamıştır.
Yeteri kadar,
Hissedememiş
Duyamamış
Görememiş
ve asla Varolmamıştır.
CC
4 Haziran 2012 Pazartesi
23 Mayıs 2012 Çarşamba
Sezgi
Hayatta deneyimlenmesi gereken belki de asla gerekmeyen, tüm yıkıcı tecrübeleri elde ettim!
Artık güçlüyüm dedim kendime, nihayetinde hatalı karar verme olasığım öteki insanlara nazaran daha az olsa gerek... derken, yo yo hayır !
Hep yeni birşeyle kesiliyor insanoğlunun önü bu hayatta. Hayatta ne olmak istediyseniz, makul kararlarınızın dahi olmadığını daha en başında bir kez anladıysanız, bilin ki siz asla bir adım ileri gidemeyeceksiniz.
Bu hayat boktan bir hikayeden fazlası değil çoğu için, altında üstünde mana aramak zaman kaybı.
O yüzden her geçen gün bir parçamı bırakarak devam ediyorum yoluma.
Yolun sonu istemsiz ve vakitsiz bir ölüm olacak,
Seziyorum.
Artık güçlüyüm dedim kendime, nihayetinde hatalı karar verme olasığım öteki insanlara nazaran daha az olsa gerek... derken, yo yo hayır !
Hep yeni birşeyle kesiliyor insanoğlunun önü bu hayatta. Hayatta ne olmak istediyseniz, makul kararlarınızın dahi olmadığını daha en başında bir kez anladıysanız, bilin ki siz asla bir adım ileri gidemeyeceksiniz.
Bu hayat boktan bir hikayeden fazlası değil çoğu için, altında üstünde mana aramak zaman kaybı.
O yüzden her geçen gün bir parçamı bırakarak devam ediyorum yoluma.
Yolun sonu istemsiz ve vakitsiz bir ölüm olacak,
Seziyorum.
6 Mayıs 2012 Pazar
Ses
Seslerden yoruluyorum çoğu zaman...
Yorucu geliyor yağmur seslerinin dışında her ses
Oysa en çok kendi sesimde uyurdum ben
Kendi yaralarımda boğulmadan önce
Yorucu geliyor yağmur seslerinin dışında her ses
Oysa en çok kendi sesimde uyurdum ben
Kendi yaralarımda boğulmadan önce
Varolma şansı kalmazsa...
yalnızlığın altın çağında yaşıyorum, can yakıcı hedeflerimin içinde 'gerçek hayat'a dair tek ipucu ölüm. Ancak öldüğümde sona erecek bu dünyanın küflenmiş masalı.
bu ne tutkusuz bir aşktır zamana dair şimdi. o zaman ki, tek başına dünyayı tuttu milyarlraca yıl insansız.
şimdi onlarla yaşamak hem trajedi hem bir ceza. gerek yok neredeyse cennet ve cehenneme...
Dünya'da yaşıyorsan
Artık varolamazsın.
15 Nisan 2012 Pazar
Kene
Yalnızlık adeta keneye benzer...
Çıkartamazsın varlığından hiçbir zaman,
Köküne kadar geçirdiyse sancılarını benliğine
bir kere...
Çıkartamazsın varlığından hiçbir zaman,
Köküne kadar geçirdiyse sancılarını benliğine
bir kere...
Bir Cumartesi Akşamı
İnsan en çok güce hasret duyar.
Güç o kadar geniş bir yelpaze ile varolur ki insanın hayatında, çoğu zaman gücün ne demek olduğunu bir iki kısa ve bilindik kelime ile geçiştirir insan.
Oysa, Güç 'Güçlü Olmak' kibirin de testine tabi tutar insanı, içimizde varolmadan önce.
Bir şeylerden illa vazgeçebilen insan güçlüdür, her kim Güçlü hissederse kendini, bilin ki bir şeylerden vazgeçmiştir. İnsanın Güçlü bir kişiliği olması dahil, Güce dair her kazanç, bir fedekarlık gerektirir.
Ben de fedakarlıklar yaptım Tanrı'ya dair, onu unutarak, onun emirlerini yerine getirmeyerek.
Güçlü müyüm? herkes kadar, ben de Güçlüyüm.
Gözardı edilen zaman, insana bir şeyler kazandırır karşılığında; anlık ya da kalıcı bir Güç.
Ama siz farkına varmadan, götürdükleri her zaman daha fazladır.
Bacak bacak üstüne atıp, öylece duran insan bile,elinde en büyük gücü barındırır;
Ama O'na sahip olmak...
işte en büyük lükste budur.
Düşünmek ve yaratmak.
Güç o kadar geniş bir yelpaze ile varolur ki insanın hayatında, çoğu zaman gücün ne demek olduğunu bir iki kısa ve bilindik kelime ile geçiştirir insan.
Oysa, Güç 'Güçlü Olmak' kibirin de testine tabi tutar insanı, içimizde varolmadan önce.
Bir şeylerden illa vazgeçebilen insan güçlüdür, her kim Güçlü hissederse kendini, bilin ki bir şeylerden vazgeçmiştir. İnsanın Güçlü bir kişiliği olması dahil, Güce dair her kazanç, bir fedekarlık gerektirir.
Ben de fedakarlıklar yaptım Tanrı'ya dair, onu unutarak, onun emirlerini yerine getirmeyerek.
Güçlü müyüm? herkes kadar, ben de Güçlüyüm.
Gözardı edilen zaman, insana bir şeyler kazandırır karşılığında; anlık ya da kalıcı bir Güç.
Ama siz farkına varmadan, götürdükleri her zaman daha fazladır.
Bacak bacak üstüne atıp, öylece duran insan bile,elinde en büyük gücü barındırır;
Ama O'na sahip olmak...
işte en büyük lükste budur.
Düşünmek ve yaratmak.
30 Mart 2012 Cuma
Hızlı bir zaman yaşıyoruz
Şahsen 70 kuşağından biri olarak, tek şansım 70 lerin sonunda doğmuş olmam.
Aynı zamanda derin acılarla birlikte yaşıyorum.
Böyle bir coğrafyada doğmuş olmak, insana artık ceza gibi geliyor.
Bu dönemin iktidarı, hiç yapılmamışları, hiç yaşanmamışları yapmaya devam ediyor.
Ne Türk'ün akıllısı, Ne Kürt'ün akıllısı ses etmiyor artık,
Kendi duvarlarının ötesinde.
Korku ve Zulüm,
Çaresiz bekleyiş her yerde...
Biz Varolamayanların ülkesinde,
Varolma arefesinin kıyısından geçtik sessizce.
Ölüm bizi ayırana dek...
Aynı zamanda derin acılarla birlikte yaşıyorum.
Böyle bir coğrafyada doğmuş olmak, insana artık ceza gibi geliyor.
Bu dönemin iktidarı, hiç yapılmamışları, hiç yaşanmamışları yapmaya devam ediyor.
Ne Türk'ün akıllısı, Ne Kürt'ün akıllısı ses etmiyor artık,
Kendi duvarlarının ötesinde.
Korku ve Zulüm,
Çaresiz bekleyiş her yerde...
Biz Varolamayanların ülkesinde,
Varolma arefesinin kıyısından geçtik sessizce.
Ölüm bizi ayırana dek...
Bir Ülkenin Gün Batımı kaç kez olur?
Bir gün istediklerini başardıklarında onlar,
Bizim payımıza gitmek düşecek .
Bir gün son söz söylendiğinde
Artık Kan'dan başkası konuşmayacak.
Elveda Çocuk.
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/20235385.asp
Bizim payımıza gitmek düşecek .
Bir gün son söz söylendiğinde
Artık Kan'dan başkası konuşmayacak.
Elveda Çocuk.
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/20235385.asp
Meclis Genel Kurulu’nda kavgalı geçen 4+4+4 teklifinin dünkü üçüncü gün görüşmeleri, AK Parti ile MHP arasındaki “önerge savaşı”na sahne oldu.
MHP, seçmeli dersleri bakanlık kararına bırakan teklife, “Kuran-ı Kerim ve tefsiri” ile “Peygamberin hayatından örnekler ve ilmihal bilgileri” derslerinin açıkça yazılması için önerge verdi. MHP, imam hatiplerin orta bölümünün açılacağının da yine teklifte açıkça yazılmasını önerdi. MHP’nin bu girişimi için önce, “Buna gerek yok, teklif zaten bunları seçmeli ders olarak belirleme yetkisini Bakanlığa veriyor” diyen Ak Parti daha sonra “seçmene anlatamayız” gerekçesiyle fikir değiştirdi. İktidar partisi, “Kuran-ı Kerim ve Peygamberin Hayatı”nın seçmeli ders olarak teklife eklenmesine ilişkin değişiklik önergesi hazırladı. Ak Parti’nin bu önergesinde, imam hatiplerin orta bölümünün açılacağı da yine açıkça yazıldı. Ak Parti yöneticileri bu önerge operasyonunun gerekçesi için, “MHP’nin amacı, ‘Bakın biz Kuran dersi ile imam hatiplerin orta bölümünün açılmasını önerdik ama reddettiler’ demek, böyle bir şeye izin vermemiz düşünülemez” dediler.
Alkışlarla kabul edildi
MHP’nin önergesi, AK Partililer tarafından reddedildi. Ancak bazı AK Partililerin evet oyu verdiği gözlendi. Ak Parti’nin önergesiyseMHP’lilerin de desteğiyle alkışlarla kabul edildi.
Önergenin kabul edilmesinin ardından AK Partili vekillerden bazıları birbirlerine sarıldılar. Ordu Milletvekili İhsan Şener ile İstanbulMilletvekili Metin Külünk ise “çak” yaptı.
Haramı Kuran’la kapatıyorsunuz
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, “Kuran-ı Kerim oy uğruna bugün siyasete alet edilmekte” dedi ve şöyle devam etti: “İslam tarihinde yapmış oldukları zulümleri, kader kavramı üzerinden, İslam dinine dayandırarak meşrulaştırmak isteyen bir kötü dönem vardı. Emevi Devleti dönemi. Muaviye, Hazreti Ali ile girdiği mücadelede savaşı kaybedeceğini anlayınca, komutanı Amr ibn-il As mızrakların ucuna Kuran-ı Kerimi geçirdi ve savaşı öyle kazandı. Sizin yaptığınız budur.”
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce de “Siz oy almak için Kuran-ı Kerim’i kullanıyorsunuz. Bilgisayarlardaki milyar dolarları Kuran’la kapatmaya çalışıyorsunuz. Haramı Kuran’la kapatmaya çalışıyorsunuz” eleştirisinde bulundu.
Dayatma yok istek var
CHP’lilere yanıt vermek üzere kürsüye çıkan Ak Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli de “Hiçbir zümreye dayatma söz konusu değildir. İsteğe bağlı ve seçimlik olarak okutulacak. Devlet bu imkanı versin, bundan niye rahatsızlık duyuyorsunuz? Dayatma, zorlama yok, tamamen istek var” dedi. MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır da “Çok hayırlı bir iş yapıyoruz. Yüzde 99’u Müslüman olan bir ülkenin çocuklarına, kendi inanç değerlerinin eğitiminin verilmesini hukuk haline getiriyoruz” dedi.
BDP’nin anadilde eğitim yapılmasını öngören önergesi ise reddedildi. Kürsüye çıkan BDP’li Sırrı Süreyya Önder 2 dakika Latince konuştu.
Bu arada CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun grubuna, 4+4+4’e karşı 1+8+4 sistemini savunduklarını hatırlatarak, “Duruşunuzu bozmayın. Ancak bu derslerin verilmesine toptan karşıymış gibi bir hava yaratmayın. Orta öğretimin parçalanmaması gerektiğini söylüyoruz” dediği belirtildi.
Alkışlarla kabul edildi
MHP’nin önergesi, AK Partililer tarafından reddedildi. Ancak bazı AK Partililerin evet oyu verdiği gözlendi. Ak Parti’nin önergesiyseMHP’lilerin de desteğiyle alkışlarla kabul edildi.
Önergenin kabul edilmesinin ardından AK Partili vekillerden bazıları birbirlerine sarıldılar. Ordu Milletvekili İhsan Şener ile İstanbulMilletvekili Metin Külünk ise “çak” yaptı.
Haramı Kuran’la kapatıyorsunuz
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, “Kuran-ı Kerim oy uğruna bugün siyasete alet edilmekte” dedi ve şöyle devam etti: “İslam tarihinde yapmış oldukları zulümleri, kader kavramı üzerinden, İslam dinine dayandırarak meşrulaştırmak isteyen bir kötü dönem vardı. Emevi Devleti dönemi. Muaviye, Hazreti Ali ile girdiği mücadelede savaşı kaybedeceğini anlayınca, komutanı Amr ibn-il As mızrakların ucuna Kuran-ı Kerimi geçirdi ve savaşı öyle kazandı. Sizin yaptığınız budur.”
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce de “Siz oy almak için Kuran-ı Kerim’i kullanıyorsunuz. Bilgisayarlardaki milyar dolarları Kuran’la kapatmaya çalışıyorsunuz. Haramı Kuran’la kapatmaya çalışıyorsunuz” eleştirisinde bulundu.
Dayatma yok istek var
CHP’lilere yanıt vermek üzere kürsüye çıkan Ak Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli de “Hiçbir zümreye dayatma söz konusu değildir. İsteğe bağlı ve seçimlik olarak okutulacak. Devlet bu imkanı versin, bundan niye rahatsızlık duyuyorsunuz? Dayatma, zorlama yok, tamamen istek var” dedi. MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır da “Çok hayırlı bir iş yapıyoruz. Yüzde 99’u Müslüman olan bir ülkenin çocuklarına, kendi inanç değerlerinin eğitiminin verilmesini hukuk haline getiriyoruz” dedi.
BDP’nin anadilde eğitim yapılmasını öngören önergesi ise reddedildi. Kürsüye çıkan BDP’li Sırrı Süreyya Önder 2 dakika Latince konuştu.
Bu arada CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun grubuna, 4+4+4’e karşı 1+8+4 sistemini savunduklarını hatırlatarak, “Duruşunuzu bozmayın. Ancak bu derslerin verilmesine toptan karşıymış gibi bir hava yaratmayın. Orta öğretimin parçalanmaması gerektiğini söylüyoruz” dediği belirtildi.
12 Mart 2012 Pazartesi
Sıkıntı
Sıkıntıları fazla büyütmemek gerekir.
Zira hayatın her anı sıradan biri için sıkıntı dolu, bu doğal ve olağan bir durum.
Ekstra bir yetenek sahibi iseniz ve tek başınaysanız bu hayatta, sonuç yine aynı olacaktır.
Ben çok denedim, kendimi var edebilmek için...
...hala deniyorum!
Pek mümkün görünmüyor, daha önce de söyledim;
Şansa inanmam,
ama varolduğunu bilirim.
Bizim yanımıza dahi uğramayan Şans faktörü, küçük şeylere şanslıyız dedirtir bize. Aslında bir halta yaramayan kısa süreli şeylerdir başımıza gelen.
Ne Şans ne de Emek karşılığı bulmayacak belki de hiçbir zaman bizi...
Neyse, kimsenin içini karartmak istemiyorum.
Bu yazı silinecek...
Zira hayatın her anı sıradan biri için sıkıntı dolu, bu doğal ve olağan bir durum.
Ekstra bir yetenek sahibi iseniz ve tek başınaysanız bu hayatta, sonuç yine aynı olacaktır.
Ben çok denedim, kendimi var edebilmek için...
...hala deniyorum!
Pek mümkün görünmüyor, daha önce de söyledim;
Şansa inanmam,
ama varolduğunu bilirim.
Bizim yanımıza dahi uğramayan Şans faktörü, küçük şeylere şanslıyız dedirtir bize. Aslında bir halta yaramayan kısa süreli şeylerdir başımıza gelen.
Ne Şans ne de Emek karşılığı bulmayacak belki de hiçbir zaman bizi...
Neyse, kimsenin içini karartmak istemiyorum.
Bu yazı silinecek...
13 Şubat 2012 Pazartesi
Kelimelere yakınlaşmak...
Hayatımın en derin yerine ulaşmama az kaldı…
Ama bu derinlik zamanla, yaşla ilgili daha çok. Manevi ya da felsefi bir derinlikten bahsetmiyorum. Daha önceleri de yazıldığı gibi, orta yaş kabul edilen ve aslında ortanın daha ilersi olduğunu düşündüğüm 35. Seneye az kaldı.
Nealıp verdiğimi sorgulamıyor değilim. 20 li yaşların o baş döndüren hızı ve ahesteliği gideli çok oldu. Çoğu eksiksiz ve donanımlı yaşanmışlığın, tecrübe olarak kazanımı ise tam zamanında oldu. Lakin maddi refah olmadıktan sonra yahut kazanılmadıktan sonra, hiçbir tecrübe benim gözümde değerli değil.
Dilencilere ve daha da önemlisi, artık yaşlanmaya başlayan ve emek sarfetmiş ebeveynlere karşı görevlerimin ve sorumluluklarımın olduğunu daha şiddetli bir derinlikten tüm ruhumla ve maneviyatımla hissediyorum. Bana harcadıkları eforu onlara geri döndürememek ve Mistik Ruhani yönümü geliştirip bunları eyleme dökememek bana derin bir yoksunluk ve çaresizlik hissi veriyor.
Keşke gençlere bu deneyimleri ve daha sert olan gerçeklikleri, aslında ‘zamanın’ ne anlama geldiğini anlatabilseydim. Tüm çabam ve fırsatçılığım çabuk özgürlüğe kavuşup bir şeyler yapabilmek…
Önümde başka bir gaye ya da hedef göremiyorum.
Önceki senelerde bahsettiğim ‘evlilik’ kurumu üzerine ise tek söz söylememeye karar verdim. Zamanı geldiğinde bu konu hakkındaki evrime uğramış düşüncelerimi daha tok bir şekilde aktarabilirim kağıda…
Şimdilik bu kadar,
koridoor
7 Şubat 2012 Salı
En kötü an
''En kötü an''
Ölmek mi?
Kaybetmek mi?
Neyi kaybedeceğini bilememe duygusu mu?
Açlık ve Sefalet mi?
Yaralanmak mı?
Sevgiliden ayrılmak mı?
Hiç sevilememek mi?
Başarısızlık mı?
Nedir ''En kötü an''
Nerede başlar ve nerede son bulur...
Ölmek mi?
Kaybetmek mi?
Neyi kaybedeceğini bilememe duygusu mu?
Açlık ve Sefalet mi?
Yaralanmak mı?
Sevgiliden ayrılmak mı?
Hiç sevilememek mi?
Başarısızlık mı?
Nedir ''En kötü an''
Nerede başlar ve nerede son bulur...
31 Ocak 2012 Salı
Dışarda kalmak, kapıda
... gürül gürül değil,
sessiz ve hızlı akan bir zamana karşı !
tek endişem; doğmuş olmak ve varolamamak.
yani şu andan bahsediyorum aslında.
ne kadar dışında kalmışım kendimin,
sessiz ve gizlice değil,
gürül gürül bağırıyorum kendime,
korkularım beni aşıyor.
var mıyım, yok mu?
bilmiyorum...
26 Ocak 2012 Perşembe
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
