11 Nisan 2010 Pazar

Son'lar hakkında, özet.

Her şeyin bir sonu var.

Tüm kusursuz başlangıçların dahi sonu varken,  kişinin kendini yorması ne kadar manasız kalıyor aslında;


Aslında her son bir başlangıçtır derler, işte o iş öyle değil esasen.
Her son, bir nefes arasıdır, bir solukluk zamandır olsa olsa…

-          Vakti geldiğinde her şey son bulur.

Hiçbir şey zamanı dolmadan bitmez, tükenmez. İşte asıl önemli olanda bu sanırım…

Bitişlerdeki zamanlama etkiliyor insanı aslında;
-          Doğru zamanda mı bitti?
-          Tükenip mi bitti?
-          Acaba her şey yapıldı mı bir nefes almak için?
-          Acaba şu an nefes alabiliyor muyum?

Son sorunun cevabı evet ise, muhtemelen tükenmişlikten söz etmek yersiz…

İnsan her şeyi sonsuz mu sanıyor ne?
Ya da zamanın geçtiğinin farkına mı varmıyor anlayamadım…


Uzun zaman oldu… boşa kulaç atmayalı.
Uğrunda Fedakarlık yapılacak nesneleri ve kişileri iyi seçtiğimi düşünüyorum.

Bana huzur ve dinginlik getiren şeylerin adlarını birer birer sayabilirim, ki bu sayısız nesne ve mekan eder.

Kişi sayısı ise, hala bir elin beş parmağını geçmeyecek şekilde sınırlandırılmış bir vaziyette.
Belki o bile yok  inandıklarımdan başka…

Şevval Sam’ın dediği gibi;
Sosyalleşemem ben, insan yorgunuyum…

5 Nisan 2010 Pazartesi

Hastalık

İnsan sağlığından daha önemli bir şey olmadığı aşikar.
Hayati fonksiyonlarından sadece biri bile hasar görse, eksilmiş oluyor insan yaşamından.

Bu kadar hassas ve muhtaç bir insan doğasının,  ihtiraslarının olması
- ne büyük bir nankörlük öz varlığına karşı.

Bugünlerde yataktayım, altı üstü basit bir üşütme, önemsenmeyen bir rahatsızlık...
Can burnumdan çıkacak adeta... Nefes almalıyım acilen.